Egemen Bağış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Egemen Bağış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Temmuz 2021 Pazartesi

Efsane Kitap "Pakraduniler" Nihayet Türkçe'ye Çevrildi...

 "Uçak devletin uçağı , şampanya da bakan beyin ikramı..."

Geçtiğimiz günlerde sosyalmedyada bir fotoğraf paylaşıldı. Fotoğrafta alkollü olduğu belli olan ve bir özel uçağın içinde oldukları anlaşılan Egemen Bağış ve karşısındaki bir kişinin oturmakta olduğu görülüyor. Aralarında bulunan masada da şampanya şişesi.

AKP'li troller her zamanki gibi fotonun montaj olduğunu iddia etseler de yukarıdaki söz fotoğrafta makaracı-bakaracı Egemen Bağış'ın karşısında sırtı kameraya dönük oturan Ali Bayramoğlu'na ait. Fotoğraf 2011 yılına ait.

Bu Egemen Bağış'ın ilk vukuatı değil.

AB Başmüzakerecesi olduğu dönemde gittiği bir Londra gezisinde kaldığı oteldeki içkileri beğenmeyip gece yarısı oteli ayağa kaldırmış ve dışarıdan içki aldırmıştı.
...
Ali Bayramoğlu çakma bir şecere ile soyunu Hacı Bayram-ı Veli hazretlerine bağlayıp "Bayramoğlu" soyadını alan "Koç"larla akraba bir aileye mensup.

Bayramoğlu, Koç'lar ve çakma şecereleri ile ilgili daha önce bu blogda "Koç'un Şeceresi Ya Da Saklanan Gerçekler" ve "Murat Bardakçı ve Koç'un şeceresi" başlıklı iki yazı yayınlanmıştı. Arzu edenler o yazılara bakabilirler.
...
Egemen Bağış'ın babası Abdullah Bağış Siirt Belediyesi eski başkanı. 1970'li yıllarda Siirt"te Belediye başkanlığı yapmış...
.
..

Efsane kitap nihayet Türkçe'ye çevrildi.

Profesör Avram Galante'nin 1933 yılında İstanbul'da Fransızca olarak yayınlanan "Pakraduniler veya Bir Ermeni-Yahudi Tarikatı" isimli kitabı geçtiğimiz günlerde Türkçe'ye çevrilerek yeniden basıldı ve yayınlandı.
Bende dahil hiç kimse kitabın Türkiye'de nüshası olduğunu bilmiyordu. Gerçektende Milli Kütüphane dahil hiçbir kütüphanede kitap yoktu. İstanbul baskılı bir kitap Türkiye'de nasıl olmaz sorusu hepimizi meraka gark ediyordu.

Oysa varmış.
Avram Galante kitabı yayınlandıktan sonra imzalı bir nüshasını Reşat Saffet Atabinen'e veriyor. Bu kişide kitabı kurucusu olduğu Turing ve Otomobil Kurumu kitaplığına veriyor. Bu kitap kimsenin haberi olmadan o kitaplıkta 88 yıldır yatıyormuş...

Kitabın yeni baskısı yapılana kadar mevcut tek nüshası bir özel kütüphanede bulunuyormuş...

...

Bu kitabı daha önce Mehmet Şevket Eygi ve Müfit Yüksel Berlin Kütüphanesi'nden tedarik ederek çevittirmiş ancak basmamışlardı.

Mehmet Şevket Eygi kripto gayrimüslimler konusunda sürekli konuşan ancak iş net açıklama yapmaya gelince "bu yaştan sonra onlarla uğraşamam" diyerek topu stad dışına atan biriydi. Kripto gayrimüslimler konusunda onlarca yazı ve kitap yazdı ama içerik sıfır sıfır sıfır...

Ebbe Skovdahl'ın tarihe geçen bir sözü vardır. "İstatistik mini etek gibidir çok şey gösterir ama asıl görülmesi gereken yerleri göstermez" der Skovdahl. bu sözü daha sonra Sir Alex Fergusan da kullanmıştır ki pek çok kişi Ferguson'un sanır.

Mehmet Şevket Eygi de mini etek gibiydi. Çok şey gösteriyordu ama asıl görülmesi gerekeni asla göstermiyordu. Çok şey yazıyor sözylüyor ama asıl yazılması/söylenmesi gerekeni yazmıyor/söylemiyordu.

Müfit Yüksel kitabı 2016 da Türkçe'ye çevittirmişti. Ancak bastırıp yayınlamadı. Sebebini de "Kitabın son bölümünde bir iddia var. O yüzden basamadık. Bir bölgedeki Araplarla ilgili. Bu kitaptan dolayı o Arapları gücendiremezdik. Töhmet altında bırakamazdık." şeklinde açıklamıştı.

Kitap şimdi piyasada ancak yayınlanan kitapta "etnik" bir vurgu yok.

Bölge Siirt ki kitapta buradaki kişilerden bahsedilirken "Arap" kelimesi telaffuz edilmiyor. Ancak Bitlisli olan Müfit Yüksel Arap vurgusu sebebiyle kitabı basmadıklarını söylüyor. Kitabı basanlar metinden "Arap" sözünü çıkarmış olabilirler mi?

Gerçekten güven duyacağımız birileri çevirip basana kadar hangisinin doğru olduğunu bilemeyeceğiz.

Bununla birlikte kitapta "Siirt vilâyetiyle ilgili muhtelif konular kadar orada yaşayan halkın durumu üzerine oldu. Sohbet arkadaşımız bize Siirt vilâyetinde yaşayan yaklaşık 20.000 candan çoğunun açıkça Yahudi olduğunu, bir çok ailenin azim ekmeği (mayasız ekmek) yediğini, senede bir kere, yaz mevsiminde, çayırlara çıkıp Cigor adını verdikleri bir bayramı kutladıklarını ve nişan akitlerinin bu sırada yapıldığını söyledi.
Siirt şehri Diyarbakır’ın doğusunda, Dicle kıyılarında yer alır. Buralarda da Fırat nehrinin ve kollarının kıyılarında olduğu gibi eski İbranilerin soyundan gelenler yöre halkı içinde özümsenmiş (asimile) olarak yaşarlar ve bunlardan bazıları atalarının geleneklerinden kırıntıları halâ muhafaza ederler.
Cigor bayramına gelince, Talmud’da Yahudi kızlarının bayramı olarak tanımlanan 15 Ab bayramına karşılık gelir ki kızlar o gün beyazlar giyer, piknik şenlikleri düzenlenir ve orada nişan akitleri yapılırdı.
Tekrar edelim, ne kadar mükemmel bir Yahudi dinamizmi (zamana meydan okuyan etkinlik) !"
Şeklinde bilgi yeralmaktadır.
...

İstanbul Üsküdar'da Selamsız taksi-dolmuşlarının kalktığı yerin karşısında bir cafe vardı. Cafeyi R. Tayyip Erdoğan'la akraba olan, Ali Erdoğan isimli biri işletiyordu eşiyle birlikte. Üsküdar'da siyasetçilerin toplandığı , entellektüel sohbetlerin yapıldığı bir yerdi. Milletvekili Mehmet Bekaroğlu'nu vs. sık sık görebilirdiniz orada.

Bu cafe birkaç yıl önce belediyece kavga nizah tahliye edildi. Bir yıl kadar sonrada bulunduğu bina yıkıldı. Bina şimdi yeniden yapıldı ama cafe artık yok.

O cafede birgün yemek yerken arka masaya 2 kadınla bir erkek oturup konuşmaya başladı. konuşanlar Rizeliydi. Masaların yakın olması ve konuşanların rahat konuşması sebebiyle sohbeti olduğu gibi dinlemek zorunda kalmıştık . Konuşanlar ortak tanıdıklarından bahsediyorlardı. Öyle bir şey çıktı ki ortaya. Sohbet edenler de sohbette ismi geçenlerde Rizeli ve Siirtlilerdi. Arka masada oturan iki bayanın eşi de Siirtliydi. Masadaki adamın eşi de Siirtliydi. Siirtlilerle Rizelilerin bu kadar çok evlilik yapmış olmaları gerçekten ilginç gelmişti. Acaba kripto bir grup genetik zenginlik için mesafe olarak uzakta bulunan ama yine kendinden olanlarla bilinçli olarak iç evlilikler mi yapıyordu? Bu kadar evlilik tesadüf olamazdı herhalde.

2000'li yıllarda piyasaya çıkmış kitaplar vardı. Musa'nın Gülü, Musa'nın Çocukları, Türkiye'de Kim Kimdir? gibi...
Musa'nın Çocukları'ndaki esas kız ile Musa'nın Gülü'nde esas oğlanın Siirt bağlantısı ve kitaplardaki iddialar tesadüf olmasa gerek...
...

25 Haziran 2019 Salı

Gezi-Kavala-Tesev-AKP

"Osman Kavala vs ile ilgili iddianameyi okudum. Kavala'nın 'Hükümeti devirmeye yönelik bir kalkışma olarak gezi olaylarının organizatörü,yöneticisi veya finansörü' olduğuna dair maddi kanıtlar bulamadım.Kamuoyunu ikna eden bir yargı kararının en kısa zamanda çıkmasını ümit ederim.
Ayrıca iddianamede adı geçen Yiğit Aksakoğlu ile ilgili kurulmaya çalışılan bağlantılar hukuk adına ürkütücü. Kavala ile herhangi bir irtibatı ve tanışıklığı dahi olmayan ve isnad edilen suçlarla ilgili de maddi kanıt sunulmayan bir kişinin tutuklu yargılanması izaha muhtaç." - Bu sözler Hukukçu Mustafa Yeneroğlu (AKP İstanbul milletvekili, MKYK üyesi, AKPM Üyesi...) na ait. (24.06.2019 tarihinde resmi tweeter adresinden yaptığı paylaşımdan alınmıştır.)

Gezi olaylarının arkasındaki kişi olduğu iddia edilerek 20 ay önce tutuklanan Osman Kavala  dün kez hakim karşısına çıktı.

Dosyayı bilmiyorum ama AKP'li hukukçu bir vekil dosyada bir şey bulamadıysa bu adam 20 aydır niçin tutuklu diye sormadan edemiyor insan. İddianameyi hazırlayan Savcılar ve tutuklama kararı veren hakimle , tutukluluk kararının devamına karar veren hakim/hakimlerin dosyada ne bulduğu merak konusu.

Osman Kavala TESEV üyesidir. Bu üyelik sebebiyle havuz medyası kendisini "Kızıl Soros" olarak adlandırıp tezvirat yapmıştı. Yine Kavala ile Meral Akşener'in ortak kuzeni bulunması sebebiyle aynı havuz medyası Meral Akşener'e de Osman Kavala üzerinden belaltı vurmuştu. 

Aynı günlerde partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan da "Türkiye'nin Soros'u" diyordu Kavala için.

Oysa

Cumhurbaşkanlığı başdanışmanlarından Sabetaistlerin Kapancı kolundan Nafiz Can Paker TESEV'in kurucu genelbaşkanıydı. Sonradan Soros'un isteği ile Tesev'den ayrılıp (2015) yine Soros'un isteği ile  Podem'i kurdu.

AKP MKYK eski üyesi Hasan Cüneyt Zapsu TESEV üyesiydi (Şimdi o da Podem'de)

AKP MKYK üyesi ve havuz medyasının sahiplerinden Etem Sancak da TESEV üyesi.

Tabii CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da TESEV üyesi.

Sümeyye ERDOĞAN üniversite sonrası stajını TESEV'de yapmıştı.

TESEV 300 kişinin kurucu üye olduğu kafasına göre insanların girip üye olamadığı bir vakıf. Soros'dan maddi destek aldıklarını bizzat Nafiz Can Paker açıklamıştı.

Tayyip Erdoğan 2003 te Davos'ta George Soros ile görüşmüştü. Görüşmede Egemen BAĞIŞ ve Kavala'da vardı masada ve görüşülen konulardan biri de Türkiye'de Militarizmin zayıflatılmasıydı. Zapsu da aynı gün Davos'taydı ve bağlantıları kurup bu görüşmeyi ayarlayan kişiydi.

TESEV'in başkanı Can Paker Recep Tayyip ERDOĞAN'a başdanışman olurken TESEV yönetim kurulu üyeleri Zapsu ve Etem Sancak AKP'de MKYK üyesi yapılıp devlet adeta üstlerine tapulanırken, TESEV üyesi Egemen Bağış yıllarca bakanlık koltuğunda otururken ne olmuştu da Osman Kavala "Kızıl Soros" ve "Türkiye'nin Soros'u" ilan edilip cezaevine tıkılmıştı?

AKP içinde görev almaması ve Meral Akşener akrabalığı bunda etkili olmuş olabilir mi?