Danıştay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Danıştay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2020 Salı

Ayasofya : Kimin Zaferi ?

          Danıştay Ayasofya'nın "müzeye dönüştürülmesine dair 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etti." Akabinde Cumhurbaşkanı bir Kararname yayınlayarak Ayasofya'nın Cami olarak kullanılması amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığına devretti.

          Bu olayın görünen yüzü. Bir de görünmeyen yüzü var.

          Bu konu hakkında daha önce 10.06.2020 tarihinde “Ayasofya Üzerinden Mağduriyet Kasmak” isimli bir yazı yayınlamıştım. O yazıya ek olarak devam edelim.

          İtiraf edelim ki AKP yönetimi “Kazan ya da Kazan” üzerine tek ihtimalli bir sistem kurmuş. Biz ihtimal olarak Danıştay’ın önceki kararları istikametinde hüküm vereceğini ve AKP’nin buradan bir “mağduriyet” devşireceğini düşünerek yazıyı kaleme almıştık. AKP Yönetimi Mağduriyet devşirmek yerine –Danıştay 10.Dairesinin kararına da bağlı olarak- “Zafer Devşirdi.” AKP ,Danıştay’ın vereceği her karardan menfaat temin edeceği bir pozisyon almıştı. Burada ilginç olan Danıştay 10. Dairesinin Dava Daireleri Genel Kurulu Kararına rağmen görüş değiştirmiş olması. (Mevcut karar hoşumuza gitse de hukuki anlamda hukuk dışına çıkılmasını ve hukuk güvenliğinin yok edildiğini gösteren bir karar)

            Geçen yazımızda da belirtmiştik. Davayı Açan Sürekli Vakıflar, Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği.

           Davalı Kim?

           Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı. (2018 deki Kanun değişikliği öncesi TC Başbakanlığı) yani Cumhurbaşkanlığını temsilen Recep Tayyip Erdoğan. 

 

          10.06.2020 tarihli  yazımızda aynı Dernekçe, aynı amaçla, aynı Danıştay'ın , aynı dairesinde aynı kuruma (2018 e kadar Başbakanlık 2018 sonrası Cumhurbaşkanlığı) karşı davanın açıldığını ve davanın 2008 yılında reddedildiğini anlatmıştık.

          2008 yılında kendisine karşı dava açılan ve Danıştay'dan "Davanın Reddedilmesini isteyen ve davayı reddettiren kim? Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan. R. Tayyip Erdoğan'ın isteği ile reddedilen dava 2012 yılında Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulunca Onanarak kesinleşiyor.

          Sürekli Vakıflar , Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği Tayyip Erdoğan'a karşı kaybettiği davadan sonra yılmıyor ve 31.08. 2016 tarihinde AKP 'nin iktidar olduğu ve başında başbakan olarak Binali Yıldırım'ın bulunduğu Başbakanlık'tan "Ayasofya'nın Cami olarak ibadete açılmasını" istiyor. Başbakanlık kendisine bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü aracılığıyla 19.10.2016 tarih ve 27882 sayılı yazıyla bu talebi reddetti.  


          Bu ret kararı üzerine Dernek Danıştay 10.Dairesinde  Binali Yıldırım'ın başında oturduğu Başbakanlık'a karşı davayı açtı.

(Karardan) DAVALI İDARENİN SAVUNMASI: "Davalı (Kapatılan) Başbakanlık tarafından, 1934 yılında yürürlüğe konulan Bakanlar Kurulu Kararına karşı yıllar sonra dava açılamayacağı, davanın süresinde olmadığı; davacının Başbakanlığa ve diğer kurumlara Ayasofya ile ilgili olarak zaman zaman başvurularda bulunduğu, davaya esas başvuru içeriğinin bir öncekinden farksız olduğu, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının iptali hususunda muhtelif davalar açıldığı, yine aynı işleme karşı davacı tarafından daha önce açılan davanın reddedildiği ve bu kararın kesinleştiği, işlem hakkında kesin hüküm bulunduğu; Ayasofya Camii'nin 1470 tarihli Mehmed Han-ı Sanî Bin Murad Han-ı Sanî Vakfı vakfiyesinden olup tapunun 57 pafta, 57 ada, 7 parselinde “türbe, akaret, muvakkithane ve medreseyi müştemil Ayasofya’yı Kebir Camii Şerifi” olarak kayıtlı olduğu, sözkonusu Vakfın tüzel kişiliğe sahip bir mazbut vakıf olduğu ve Vakıflar Genel Müdürlüğünce temsil ve idare edildiği; Devlet idaresinin en yüksek karar organı olan Bakanlar Kurulunun idare alanında genel karar organı olduğu, Anayasa ve kanunlarla kendisine ayrıca ve açıkça yetki verilmemiş olsa bile, idare alanında “kanuna dayanmak” ve “Anayasaya ve kanunlara aykırı olmamak” şartıyla istediği her işlemi yapmak konusunda yetkili olduğu; Ayasofya’nın tahsis ve kullanım şeklinin değiştirilmesinin yürütmenin takdirinde olduğu, ulusal ve uluslararası koşullar ile içhukukumuz çerçevesinde Bakanlar Kurulunca bu konuda her zaman karar alınabileceği, Bakanlar Kurulu Kararında yer alan imzaların sahte olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı öne sürülerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır." şeklinde Davanın Reddini isteyen bir savunma yapıldı.   


          Bu savunmaya Başbakanlık kaldırılıp davalı koltuğuna Cumhurbaşkanlığı (Cumhurbaşkanı yani R. Tayyip Erdoğan) oturtulduğu zaman da aynen devam edildi. Sonuçta davanın kabulüne karar verildi.

          Davanın kazananı kim? Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği.

          Davayı Kaybeden Kim? Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı.

          ...

          Ayasofya'yı ibadete R. Tayyip Erdoğan açtırmışsa;

1- 2002 yılında başlayıp 2008 yılında Ret ile biten davayı başbakan olarak niçin reddettirdi?

2- Derneğin 2016 yılında "Ayasofya camii olarak ibadete açılsın" talebini AKP hükümeti niçin reddeti ve olayı yargı sürecine taşıdı.

3- Dernek 2016 yılında dava açtığında Başbakanlık niçin "Davayı Kabul" etmedi?

4- AKP Hükümeti ve Partili Cumhurbaşkanı mahkemeden niçin "Davanın Reddine karar verilmesini istedi"? ve 4 yıl boyunca aynı savunmayı yaptı?

5- Ayasofya'yı ibadete , 2002 yılından beri başvuru yapıp davalar açarak hukuki süreç kovalayan ve sonunda davayı kazanan Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği mi açtırdı? yoksa derneğin başvurularını reddedip, davanın Reddi yönünde savunma yapan ve davayı kaybeden AKP hükümeti ve partili Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan mı açtırdı?

6- Dava süreci bir yana Ayasofya'nın Müzeye dönüştürülmesine ilişkin tesis edilen Bakanlar Kurulu Kararını İdari İşlemin özelliğinden yola çıkarak AKP'nin iktidara geldiği Kasım 2002 den Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçildiği 2018 yılına kadar alınacak bir Bakanlar Kurulu Kararı ile niçin iptal etmediler? 2018 sonrası Bakanlar Kurulu  yerini Cumhurbaşkanlığı aldığından Ayasofya'yı bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile niçin cami olarak ibadete açmadılar?

7- İleri de hukuki bir sıkıntı yaşamamak ve ben açmadım Danıştay verdi kararı savunmasının arkasına saklanmak için mi hukuki süreç beklenildi?

8- Ayasofya’yı R. Tayyip Erdoğan ve AKP ibadete açmışsa 2002 yılından beri Ayasofya’nın ibadete açılması için koşturan, davalar açan Sürekli Vakıflar, Tarihe ve Çevreye hizmet Derneği ve bu derneğin 75 yaşındaki emekli öğretmen başkanı İsmail Kandemir ne yapmıştır?

10 Haziran 2020 Çarşamba

Ayasofya Üzerinden Mağduriyet Kasmak

Ayasofya konusunda yine oyun oynanıyor.

            Erdoğan geçen yıl Ayasofya'yı gündeme getirenleri "önce yanındaki Sultanahmet Camii'ni doldurun dedi. "Ayasofya'nın açılmasını isteyen "namussuzlar" var" diyerek hepimizi namussuz da ilan etti.

            Geçtiğimiz haftadan beri Ayasofya'nın açılacağını ima eden açıklamalar yapıyor. En son Danıştay'ın kararını beklediklerini söyledi.

İyi Parti dün TBMM'ye "Ayasofya'nın ibadete açılması" için araştırma önergesi verdi. Önerge'ye AKP "ret" oyu verirken MHP ve HDP çekimser oy kullandı. İyi Parti'nin Ayasofya önergesi reddedildi. AKP nin ret oyu kadar "Hdp ile aynı doğrultuda oy kullanmayız" diyen MHP'nin çekimser oyu vererek HDP ile aynı doğrultuda oy kullanmasıydı ilginç olan.

            AKP ret oyu verme gerekçesi olarak "Danıştay Kararı"mı beklediklerini ve açılmış bir dava olduğunu ileri sürdü.

             

             Danıştay’daki bu dava neyin nesidir sorusu geldi haliyle akıllara.

 

AKP'nin sonucunu beklediği bu dava kendi açtığı bir dava değil. Yani 3.bir kişinin açmış olduğu davanın sonucunu bekliyor AKP yönetimi.

Davayı bugün 75 yaşında Bursalı emekli bir öğretmenin başkanlığını yaptığı Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği açmış. Dernek 2005 yılında Ayasofya'nın müzeye çevrilmesine ilişkin 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararının iptali için İdari Yargıya başvurmuş. İdare Mahkemesi görevsizlikle davayı Danıştay'a yollamış. Danıştay 10.Dairesi 2008 yılında yapılan işlemde iptali gerektirecek bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş. Karar 2012 yılında Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulunca onanmış. Karar Düzeltme istemi de 2015 yılında reddedilmiş. Davacı bu karar üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmış. Anayasa Mahkemesi 2018 de bu başvuruyu reddetmiş ve hukuki süreç tamamlanmış.

Aynı dernek 2016 yılında Danıştay 10. Dairesine bir dava daha açmış. Bu kez hem Ayasofya'nın müzeye çevrilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptalini hem de Karardaki Atatürk'e ait imzanın sahte olup olmadığının araştırılmasını istemiş...

Dava bundan ibaret.

             Görünen o ki herşey Atatürk'ün Bakanlar Kurulu kararında bulunan imzasının "sahte" çıkmasına bağlı. Aksi takdirde Danıştay 10. Dairesi ve Dava Daireleri Genel Kurulunun görüş değiştirmesi için bir gerekçe görünmüyor.

Bu dava pek muhtemel reddedilecek.

...

Bu dönemde MHP ve Devlet Bahçeli'nin çıkışları da ilginç. Twitter hesabından "Ayasofya'dan çan sesi değil ezan sesi yükselecektir" şeklinde paylaşım yaptı. Oysa Ayasofya'dan 29 Mayıs 1453 ten bu güne çan sesi yükselmemişti. Yine 1991'de Ayasofya'nın içindeki Hünkar Kasrı bölümü ibadete açılmış ve o tarihten bugüne hem Ayasofya minarelerinden ezan sesi yükselmekte hem de vakit ve Cuma namazları kılınmakta. 

 ...

 Bu olayın bir boyutu. Diğer boyutu ise;

 Ayasofya 1934 te İdarenin (Bakanlar Kurulu) takdir yetkisinde olan bir tasarrufu ile müzeye dönüştürülmüştür. İdare her zaman takdir yetkisini kullanarak bu tasarrufundan dönebilir ya da farklı bir tasarrufta bulunabilir. Bunun için TBMM’de bir kanuni düzenleme yapılması ya da Cumhurbaşkanınca Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayınlanması ve “müze statüsünü iptal ettim cami olarak kullanılacak” demesi yeterlidir. Mevcut sistemde Cumhurbaşkanı bu problemi 10 dk da çözebilecek yetkiye sahiptir.

 ...

             AKP davanın reddedilmesini bekliyor hatta istiyor. Bir mağduriyet yaratılsın. Dava reddolacak ki Erdoğan "Danıştay'a, bilumum iç ve dıj güçlere rağmen" Ayasofya'yı açmış olsun.

...

Burada ilginç bir durum daha var. AKP Ayasofya'yı camiye çevirmeye çalıştığını iddia ederken iktidarda olduğu 18 yıl boyunca bir şey yapmamış. Yaptığı tek şey 2026 yılına kadar Ayasofya dahil 54 müze ve ören yerinin gişe işletmesini ihaleyle özel sektöre vermek. İhaleyi asıl sahipleri Yahudi kökenli olan İsviçre merkezli Sicpa isimli firmanın Türkiye ayağı olan Sicpa Turkey isimli firmaya vermiş. Sicpa Turkey'in başkanı ise bir dönem AKP MKYK üyeliği yapan Kürt Sabetaist Hasan Cüneyt Zapsu'nun asistanı ve AKP'nin milletvekili adayı olan Cavidan Gülşen Karanis Ekşioğlu. Bugün Ayasofya Cami olarak ibadete açılırsa bir de bu firmaya tazminat ödemek zorunda kalınacak. 

...

Elinde bu takdir yetkisi bulunan kişinin bu yetkiyi kullanmadan serdettiği her söz laf-ı güzaftır. Cumhurbaşkanınca 10 dk da çözülebilecek bir mevzu 1 aydır gündemi işgal etmektedir.

Durum mevcut haliyle bir PR çalışması ve seçim yatırımıdır...